
Yüzlerce bilimadamının "21.yüzyılın petrolü" diye tanımladığı ve uzay teknolojisinden, bilim sektörüne, nükleer teknolojiden savaş sanayisine kadar pek çok alanın vazgeçilmez hammaddesi durumunda olan "bor", ülkemizin geleceğidir. Bu zenginliğin stratejik ve ekonomik öneminin farkına varmamız, bugünümüzü ve yarınımızı daha iyi değerlendirmemizi sağlayacaktır.
|
|
|

9/5/2009 - AB'NİN BORLARIMIZ HAKKINDAKİ İDDİASININ BİLİMSEL BİR DAYANAĞI YOK
Alınan bilgiye göre, genel müdürlüğün koordinatörlüğünde oluşturulan Ankara ve Hacettepe üniversitelerindeki iki profesörün yürütücülüğünde 6 akademisyenden oluşan heyet, bor üretiminin yapıldığı Bandırma, Kırka, Emet, Bigadiç ve Mustafa kemalpaşa işletmelerinde aralık ve ocak aylarında incelemelerde bulunacak.
Petrol-İş Sendikası Bandırma Şube Başkanı Recep Gökdeniz, AB'nin iddiasının bilimsel bir dayanağı olmadığını söyledi.  Petrol-İş Sendikası Bandırma Şube Başkanı Recep Gökdeniz AB'nin 9 Haziran'da aldığı ve 15 Eylül'de yayın organında yayımlanan kararıyla, daha önce 3. sınıf kimyasal grubunda yer alan bor madeninin ''tehlikeli'' olarak nitelendirilen 2. sınıf kimyasal grubuna alındığını anımsatan Gökdeniz, bu karara sadece Türkiye'nin değil ABD, Çin, Japonya, Avustralya, Malezya, Arjantin gibi ülkelerin de karşı çıktığını ifade etti.
Gökdeniz, kararın AB'ye ihraç edilecek bor ürünlerinin ambalajlarında ''kuru kafa'' amblemini kullanma zorunluluğu getirdiğini belirtti.
Bu konuda Ankara ve Ege üniversitelerinin daha önce yaptıkları araştırmalarda borun olumsuz etkileri üzerine bir şey bulunamadığına işaret eden Gökdeniz, şöyle konuştu: ''Şimdi Eti Maden İşletmeleri'nin, AB'nin iddiasının iptal edilmesi yönünde bir girişimi var. Bununla ilgili, iddiaların doğru olmadığını ispatlamaya yönelik ulusal ve uluslararası alanda bilimsel çalışma yapılacak. Bu konuda oluşturulan heyet Bandırma'ya gelerek bor madenine maruz kalan işçi arkadaşlarla, eş ve çocuklarının sağlığı ile ilgili de çeşitli tahliller yapacak. Bu çalışmalar Dünya Ticaret Örgütü'ne yapılacak başvuru dosyasında yer alacak.''
Eti Madencilik Bandırma İşletmesi bünyesinde yapılan 8 saatlik ölçümlerde iş yerinde solunan hava miktarının 3.6 metre küp olduğuna, buna karşılık solunan bor miktarının ise 3.06 mgr/bor olduğuna işaret eden Gökdeniz, bu oranın kriterlerin çok altında olduğunu, borun insan sağlığını tehdit edebilmesi için solunan miktarın en az 12 mgr/bor olması gerektiğini vurguladı. "Solunan bor kriterlerin çok altında"
Borun insan üreme sağlığını olumsuz etkilemesinin söz konusu olmadığını, hatta bor madeninin yoğun bulunduğu Balıkesir'in Bigadiç ilçesinde erkeklerde prostatın az görüldüğüne, bunun da bordan kaynaklandığına ilişkin yaygın kanı bulunduğunu savunan Gökdeniz, insan sağlığına, özellikle üremeye zararlı etkisi olduğu öne sürülen borun böyle bir özelliği varsa önce bor işletmelerinde çalışan kişileri etkilemesi gerektiğini kaydetti.
*****************************************************
Borun insan sağlığı üzerinde olumsuz etkilere neden olduğu savıyla AB gündemine getirilen girişimler, hayvanlar üzerinde yapılan deney sonuçlarına dayandırılıyor. Deneylerde, hayvanlarda ağız yoluyla yüksek dozda borik asit ve soydum borat alınmasının, üreme sağlığı üzerinde zararlara yol açtığı tespit edildi. İnsanlarda da yüksek dozda borun ağız yoluyla alınması durumunda aynı etkiye yol açacağı sonucuna varıldı. Ancak hayvanlarla yapılan bu deneylerin olumsuz sonuçlarından hareketle, insanlar üzerinde de benzer etkilere neden olabileceği değerlendirmesi Türkiye'nin tepkisine yol açıyor.
Deneylerde yüksek doz kullanımına dikkat çekilerek, insanlarda hiçbir zaman bu dozlara ulaşmayacağı belirtiliyor. Ayrıca hayvanlarda kısırlığa neden olan doz birikiminin, insanlarda kusmaya neden olmasından dolayı mümkün olamayacağı tespiti yapılıyor. ABD'de yapılan borik asidin vücutta depolanmadığı ve vücuttan atıldığına dair araştırma sonuçları da bunu ortaya koyuyor. Bor çalışanları arasında çocuklu ailelerin oranının ve çocuklarının sayılarına bakıldığında böyle bir sorunun olmadığının kolayca anlaşılabileceğini dile getirdi.
"AB'nin kararının, dünyadaki bor rezervinin yüzde 72'sine sahip olan Türkiye'nin ihracatının azalmasını, böylece bor madeninin elden çıkarılmasını sağlamaya yönelik olduğunu düşünüyoruz. Türkiye'de bor işletmeleri 2000 yılında özelleştirme kapsamına alındı ama sonradan önemi anlaşıldığı için bu çalışmadan vazgeçildi. Çünkü bor sanayide kullanılan çok önemli, alternatifsiz bir maden, hidrojen depolayabilen tek madde. Biliyorsunuz hidrojen gelecekte yakıt olarak kullanılacak. Bunu bilen Avrupa Türkiye'nin satışına, ihracatına yönelik engeller koyarak işletmelerin zarar etmesini, böylelikle elden çıkarılmasını sağlamaya çalışıyor ama Türkiye buna izin vermeyecek.''
Türkiye, Avrupa’da nüfusu en hızlı artan ülkedir ve ABnin Kararı siyasidir.
Prof. Dr. Bekir Sıtkı Şaylı tarafından 1995-2001 yılları arasında borun bulunduğu bölgelerde yaşayanlar ve bor üretiminde çalışanlar üzerinde yapılan araştırmada, borun insanların üreme sağlığı üzerinde herhangi bir olumsuz etkisi olmadığı sonucuna varıldı. Borla ilgili kuruluşlar da, üniversiteler iş birliğiyle bilimsel araştırmalar yürütüyorlar. Ancak bu araştırma sonuçları, AB Konseyi'nde çeşitli nedenler ileri sürülerek kabul görmüyor.
Bazı Avrupa Birliği üyesi ülkeleri için borun zararlı olup olmadığının tartışılması bile tehlikeli madde olarak sınıflandırılması için yeterli neden kabul ediliyor.
**********************************************************
Bor Madeninde çalışan işçilerde yapılan araştırma ,
Eti Maden İşletmeleri Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Orhan Yılmaz da madenlerde çalışan işçiler üzerinde yaptıkları araştırmalarda sperm sayılarında herhangi bir düşüş tespit etmediklerini söyledi. Araştırmayı Prf. Dr. Bekir Sıtkı Şaylı’nın yaptığını söyleyen Yılmaz ‘1998-2000 arasında, bölgede yaşayanlar değil, doğrudan bora maruz kalan, torbalamada çalışan işçilerden alınan kan sperm örnekleri üzerinde araştırma yapıldı. Doğurganlık oranı, sperm sayıları ve kandaki bor düzeyi açısından, Türkiye’nin genel oranları arasında bir fark yok. Bu raporlar bizim arşivlerde var. En kötü şartlarda çalışan insanlar üzerinde negatif unsura rastlanmadı. Ancak şimdi, yabancıların da içinde olacağı şekilde aynı nitelikte araştırma tekrar başlatıldı. İşçilerden kan, sperm örnekleri alınacak’ dedi
|
|
Yorum yaz!
|
|
|
|
|